Evlilik ve Çıkmazları

Evlilik hazırlıkları yapıyorsunuz. Yorucu bir telaş içindesiniz. Evin eşyaları, çeyizler, nikah-düğün hazırlıkları, hep bir koşturma ve bir yerlere yetişme çabası içindesiniz. Böyle bir süreçte evleneceğiniz insanla da ilişkiniz çok iyi gitmiyor. Çünkü ikinizde çok gerginsiniz. Evlenince bu ilişki ne olacak, nasıl bir hal alacak, anlaşabilecek misiniz, aklınızda pek çok soru işareti. Atalarımız her ne kadar ‘nikahta keramet vardır’ deseler de…. Kimileri beraberliğimizi belediyenin onaylamasına gerek yok deseler de…. Erkekler ve kızlar çocukluktan itibaren evlenmek üzere yetiştiriliriz. Evlilikte de ilk model aldığımız kurum anne ve babamızın evliliğidir. Farklı ailelerde, farklı kültürlerle büyümüş, değişik kişilik yapılarına sahip, iki ayrı insanın, evlendikten sonra bir evde hemen mutlu olmalarını hayal etmek, biraz masalsı bir yaklaşımdır. 

Çok özenerek hazırladığınız, bir an önce yaşamak için can attığınız evinize, evlendikten kısa süre sonra ayaklarınız gitmek istemeyebilir. Sevgi ve huzur dolu, romantik eviniz, fırtınalı bir denize dönüşebilir. Ne yazık ki ülkemizde her 2 evlilikten 1’i boşanmayla sonuçlanmaktadır. Çiftlerle ilgili yapılan çalışmalarda evlilik uyumsuzluğu ve ayrılık riskinin, evliliğin erken dönemlerinde daha yüksek olduğunu göstermektedir. Peki evlilikte karşılaşabileceğiniz temel sorunlar nelerdir? Evlilik öncesi karşı tarafla ilgili aklımıza takılan şüphe ya da sorunların evlendikten sonra ilişkinizde ciddi problemler haline dönüşeceğinden emin olabilirsiniz. Karşı tarafı nasıl olsa değiştiririm düşüncesiyle yola çıkılan ilişkilerde sonuç genelde hüsran oluyor. Çünkü yetişkin bir bireyi değiştirmeniz pek mümkün değil. Evliliğin ilk dönemleri genellikle güç savaşı ile geçiyor. Her iki tarafta kendi düşünce, duygu ve davranışlarının doğru olduğunu kanıtlaması çabasıyla davranıyor.

Çiftler yaşadıkları sorunlardan hiçbir tecrübe kazanmayıp, birbirinin tekrarı sorunlar yaşamaya devam ediyorlar. Mutlu bir ilişki için 2 mutlu insana ihtiyaç var. Eşlerden birisinin ya da her ikisinin bireysel problemleri, çocukluktan taşıdıkları sorunlar ilişkiye yansıyarak, çiftin ilişki problemi haline gelebiliyor. İlişkilerde çoğu zaman anlatmadan anlaşılmayı bekliyoruz. Karşı tarafın düşüncelerimizi okumasını, bizi anlamasını bekliyoruz. Unutmayın, karşınızdaki insanın zihin okumak gibi bir yeteneği yok. İlişkinin ilk zamanlarında, çiftlerin yaşadığı en önemli dönüşüm ‘’ben’’den ‘’biz’’e geçiş dönüşümü yani ‘’çift’’ olma duygusunun yerleşmesidir. Genelde kendilerini daha fazla düşünen, savunmacı bir yapıya sahip, tüm problemlerin kaynağını karşı taraf olarak gören, karşı tarafın değişmesi gerektiğine inanan yapıdaki insanların uyumlu bir evlilik ilişkisi kurmaları mümkün değildir.

Boşanma oranının bu kadar yüksek olduğu bir toplumda evlilik ilişkisi hakkında çok olumlu şeyler yazmak maalesef ki pek mümkün değil. Evlilik ilişkilerinde yapılan bir hatada avukata boşanmayı konuşmak üzere gitmeden önce sonra çare olarak terapiste gelme eğilimidir. Nasıl olsa bu evliliğin sonu karanlık, hadi birde yardım almayı deneyelim bakış açısıyla gelinen uzmandan 1 seansta mucize beklenilmektedir. İlişkide sorunlar ilk başladığı zamanlarda ve gerçekten sorunları çözme inancı ile alınacak bir uzman desteğinin, ilişkinize olumlu yönde katkısı olacaktır. Çiftin psikolojik yardım için ortak karar alamadıkları durumlarda, eşlerden birinin bile destek alması, ilişkiyi olumlu yönde etkileyecektir. Herkese mutlu bir yaşam ve mutlu, uyumlu bir ilişki dileğimle. İsmail Sönmez Psikolojik Danışman